29 Aralık 2008 Pazartesi
Memleket Kokulu Yarim
Bu şarkıdan bi şekilde haberim olmamış, konser kayıtlarını dinlerken fark ettim şarkıyı. Sabahları çok zor uyanıyorum, güzel bir ses uyandırmak için her sabah ayrı numaralar denese de işkence oluyor yataktan çıkmak. Çıktıktan sonra yine biraz suratsızım, hazırlanıp evden çıkarken mp3player’ı (Türkçesi yok mu bunun? müzikçalar mı demek lazım acaba?) kulağıma takıyorum, o andan itibaren ayılmış oluyorum. İki gündür aynı şarkıyla işe gidiyorum, rum ezgileri var şarkıda. Bi sözlerine bakın ama ya..
Deniz bile acı çeker ah agapimou
Gözlerinden yaşlar döker
Benim bu derdim gizli kalmaz sevdiğim
Figan ile başımdan tüter
Kara gözlerine hayran olduğum
Memleket kokulu yarim
Kırık dillerine meftun olduğum
Saçına gül takılı yarim
Deniz bile şahit olmazsa ah agapimou
Başka kim olur derdime
Memleket hasreti öyle bastı sevdiğim
Bıçaklar saplandı yüreğime
Arrinconamela

Herkes Vengo’yu izlesin bi de herkes “Arrinconamela”’yı bi yerlerden bulsun ve dinlesin! Lütfen ya!
Ben bu yıl hayatımda ilk defa “kendime” milli piyango bileti alıcam. Büyük ikramiyeyi istemem, bir süre çalışmadan yaşayabilecek kadar para çıkarsa İspanya’ya gidicem, bir flamenco ustasının yanına çırak olarak. Bir süre kalıp, hayran olup geri gelicem. Aha da buradan planımı açıklıyorum, yapmayan top olsun.
Flamenco ne güzel bi şey di mi?
20 Aralık 2008 Cumartesi
home sweet home
Çamaşır yıkadım, astım (ben yıkadım sanki) Odamı topladım, bir sürü şey attım. Daha da atıcam, kurtuluşum işe yaramayan şeyleri atmak, giymediğim şeyleri vermek. Bu akşam bu karara vardım. (aferin)
Şöyle bir teorim var ne zamandır yazıcam, unutuyorum. Benim oturduğum apartmanda 27 tane daire var. Her akşam bir ev görevli olsa, bana bir tabak yemek getirse. Bak bi tabak diyorum, makul bir istek bence. Ayda bir defa sıra gelir herkese, ne süper fikir di mi? Apartmanın girişinde pano var, ben bi yazıyım oraya bu fikrimi bakalım :)))
16 Aralık 2008 Salı
gülendam
uçtu kuş, gün kafesinden
kesti nefesi cigerinden
düğümlenip gülendam
asıldı aşk-ı ateşinden
sel aldı gözünü gülendam
bir kurşunluk can-ı masum
yükü vuruldu gülendam
canı uzanmış yanında
hiç sende insaf yok mu can alır ellerin
hiç sende vicdan yok mu sızlamaz yüreğin
ne zaman süzülür hüzün başından
ne zaman diner bu gözyaşım
ne zaman silinir bela yazımdan
ne zaman rahatlar bu gönlüm...
14 Aralık 2008 Pazar
metronom var mı abi?
metronumu 100'e ayarlayıp çalışıcam, evet. çok çalışmam lazım ama, komşular şikayet edene kadar çalışmam lazım. her kapı sesinde aha geldiler diye kalbim ağzıma geliyor. gidiyim de biraz daha çalışayım bakalım, hazır gelen giden yokken..
tatil bitti böhüüüü
yarın hiç tatile çıkmamışım gibi yorgun ve mutsuz gidicem işe. ben işimi çok seviyordum bir ara yahu, ne zaman böyle oldum bilemiyorum. yeni yönetim ve yeni projeler bekliyorum, evet!!
11 Aralık 2008 Perşembe
doğdukları yerde ölenler
bayram boyu aynı sorulara cevap verdim, en çok da bir tanesine. "nasıl, alıştın mı istanbul'a?" istanbul bana alışsın ulan, ne varmış alışamayacak, dağdaydım şehire indim sanki. alıştım da seviyor musun diye sor bi bakalım? neyse, bir sürü kişiyle görüştük bayram boyu. ben bayramları da bayram ziyaretlerini de severim. genelde koşturmacadan görüşmeye fırsat bulamadığımız insanları bayramlarda görüyoruz, hoşuma gidiyor. sevdiğim, görmekten hoşlandığım insanlara gidiyoruz, bize gelenler için de aynı şey geçerli.
konuştuğum insanların hemen hemen hepsi ankara'ya yerleşmiş uzun yıllar önce, büyük bir kısmı da burada doğmuş, burada büyümüş. o yüzden bana alıştın mı diye sormaları normal aslında. zülfü livaneli'nin doğdukları yerde ölenler diye bir şarkısı var (enstrumantal galiba) o şarkının ismi ve şimdi yazacaklarım aklımda kaç gündür.
bir yere köklerimi salamadım yıllardır. devamlı elimde valiz, bir oradayım bir burada. (bir gece uyandım (ankara'da evimde) içeriden sesler geliyordu, oteldeyim sandım aklım çıktı. artık iş için o kadar çok seyahat etmiyorum, bir dönem otellerdeydim sürekli.) gezmeyi seviyorum ama bahsettiğim şey bir yere ait olma hissi. annemin 20 yıllık arkadaşları var mesela, benim hiç olmayacak. biri orada biri burada arkadaşlarımın. belki ölene kadar ailemle aynı şehirde olmayacağım, şimdi de ayrı şehirlerdeyiz zaten. çocuğuma annem bakıyor lüksünü yaşayamayacağım, hadi çay koydum bana gelin de diyemeyeceğim kardeşime..
işin garibi her yerde yaşayabilirim gibi de gelmeye başladı artık. en çok eskişehir'imi seviyorum ama istanbul, ankara, izmir, bursa fark etmez. neresi olursa yaşarım abi.. sevmiyorum bu durumu, biri sanki elimden tutsa hadi bak burası iyi burada oturalım dese tamam diyip yüzümü güneşe dönüp kök salacakmışım gibi de geliyor bir taraftan..
buraya yazınca bu yazdığım yer soru sormuyor ya, en çok onu seviyorum. anlatıyorum bitiyor, ne güzel.. sorsa "ne yapacaksın?" diye bilmiyorum gerçekten, yazdım işte öylesine..
5 Aralık 2008 Cuma
hello kitty

hello kitty hayranlığımı çevremdeki herkes biliyor artık, sağolsunlar çeşit çeşit hediyeler aldılar bana bugüne kadar. kardeşim hello kitty'li ev telefonu aldı bana, işte solda fotoğrafı var. telefon çaldığı zaman kanatlarındaki ışıklar yanıyor.
bir sürü kalemim var, pijamalarım, lens kabım, tarağım, havlum, mutfak önlüğüm aklınıza gelmeyecek bir sürü hello kittyli eşyam var..
çok güzel di mi :)
4 Aralık 2008 Perşembe
Magick Konseri - Kemancı
Sevgili kardeşimin muhteşem heavy metal grubu Magick'in 7 Aralık Pazar akşamı Kemancı'da konseri var. Kendileri süper müzisyenlerdir konserleri de çok eğlenceli olur. Kardeşim diye demiyorum valla bak, bence gelin :))
Neymiş bakalım bu grup derseniz http://www.myspace.com/magicktr
Bayram Tatili
Yarın kardeşim geliyor, hafta sonu buradayız. Pazar gecesi gidiyoruz. Babamın dört gözle beni beklediğini biliyorum, canım benim..
Kuvertürler geldi bu arada, burada zaman bulamam büyük ihtimalle Ankara'da yapıcam çikolatalarımı :)
2 Aralık 2008 Salı
istiyorum istiyorum
2. evim böyle çiçek gibi tertemiz olsun istiyorum, bir iki gün oluyor sonra evin içine ediyorum yine.
3. Mırıl'dan gördüm, en kısa zamanda kazaklarımı başka türlü katlayarak dolapta devrilmelerini ve kırışmalarını önleyeceğim. ben kazağı dikine ortadan katlıyorum önce, sonra kollarını arkaya dogru katlıyorum böyle dörde katlanmış gibi oluyor yani. ama enine ortadan katlayıp, kollarını da içine koyunca kazak incecik oluyor hem daha az yer kaplar hem de daha az kırışır. hem de bi tane alırken diğerleri devrilmez.
4. çikolata yapmak için kuvertür bulmam lazım. pul şeklinde satılanlar var pelit'te. ordan alabilirim ne zaman alacaksam!
5. atkılarımı ve şapkalarımı koymak için büyük bir kutu istiyorum, ikea'da var bursa'da gördüm. öyle bir kutu alıp vestiyere koyucam.
6. çantalarımı da koymak için kocamannn sepet gibi kapaklı bi şey lazım. kutu kutu olsun evim renk renk.
7. t-box'ı çok seviyorum, bir sürü şeyler alasım var oradan. şunun tatlılığına bakın ya, ismi de bin gates http://shop.t-box.com.tr/product/ShowProduct.aspx?proid=4196&depid=651
1 Aralık 2008 Pazartesi
ben haklıyım ulan!
sonuçta benim dediğim oldu, hahayt :) bi bildiğimiz var ki konuşuyoruz!