18 Temmuz 2009 Cumartesi

Kaş-1.bölüm

Efendim, anlatmaya başlıyorum. Son derece merdivenli otelimize cumartesi akşamı yerleştik hiç dışarı çıkamadan uyuduk bütün gece.

Pazar gününü denizde geçirdik. Ben pehlivan gibi bütün gün (bütün tatil) 50 faktörlü koruma kremlerinden sürdüm. Güneşten sonra kaşınıyorum ve kabarıyorum, yüzümde lekeler çıkıyor pek yaramıyor bana yani.. Ben yıllardır Akdeniz'de tatil yaptığım için Ege'nin denizi bana çok soğuk geliyor. Bu sefer deniz sıcak olur diyordum ne de olsa Antalya'dayız. Yok anacım ne mümkün, burada da akıntı varmış buz gibiydi deniz. Ama çok güzeldi :) Gerçekten çok güzeldi, gözlükle denizin dibini izlerken bile en az 4-5 çeşit farklı balık görebiliyorsunuz.

Pazar akşamı ilk defa dolaşmaya çıktık. Kaş küçücük şirin bir yer, bayıldım ben. O akşam yanık dondurma diye enteresan bi dondurma yedik. Kazandibinin yanmış yeri tadındaydı. Bu ilginç dondurmayı büfe tarzı minicik bi dolabı olan bi yerden bulmamız da çok enteresandı.

Çınarlar pizza diye bir restoran bulduk. Aslında fırın burası, her türlü şey var ama pizza ve pideleri muhteşemmiş. Kendi kendimize böyle bi yer bulabildiğimiz için çok sevindik :)

Pazartesi günü ben azcık kurtlandım. Gelmeden önce gezi rehberinden civardaki her yeri öğrenmiş. Kaş'a 20dk uzaklıktaki Kaputaş plajına gittik. Yol kenarına arabaları park edip, 100civarı basamaktan aşağı inilerek plaja ulaşılıyor. Bu tatilde o kadar yer gezdik, en çok bu plajı sevdim. Renge, güzelliğe bakar mısınız? Yalnız plaj kumsal gibi görünüyor ama değil, küçük çakıl taşları var. Denize girmek de çıkmak da çok zor :)

Bunu yazmadan geçemiycem. Ben haşlanmış mısıra bayılırım. İstanbul'da da bugüne kadar çok güzel mısır yemedim hiç. Tatil yerlerinde genelde güzel olur, denizde dolaşıp satarlar hani. Bu plaja gelince de ben kesin vardır dedim, yoktur dedi benimle iddialaştı. Merdivenleri yarıladık bi baktım bi amca bi teyze dükkan gibi bi şey yapmışlar oraya, teyze gözleme yapıyor ve bir tencerede de mısırlar var. Zafer benimdi :)



Hazır yolu yarılamışken Kalkan'a gidelim dedik. Kalkan da güzel bir yer, Kaş'tan da küçük. Orada da denize girdik, burası halk plajı. Başka da denize girilecek bir yer göremedik. Aynı çakıllı durum burada da vardı. Deniz çok güzel ama yine, berrak ve buz gibi.

Salı günü otelin oralarda yüzerken. (sıra sıra oteller var, bizimki sıranın en sonunda) denizde otellerin başladığı yere doğru yüzelim dedik. Genelde deniz kayalık, merdivenle giriliyor her yerden. Yana doğru yüzüyoruz yani, küçücük bir çakıllı düzlük var. Bu da küçük çakıl plajıdır diye dalga geçtik. Sonradan öğrendik ki gerçekten küçük çakıl plajı :) 10metre uzunluğu ya var ya yok :)


Küçük çakılı keşfettikten sonra büyük çakıla gittik. Orası da arabayla bir viraj geçtikten sonraydı. Deniz yine aynı, dibi görünüyor, masmavi, temiz. Maalesef fotoğraf çekmemişiz..

Akşam da yine büyükçakıl'a gittik balık yemeye. Beraber geçirdiğimiz en güzel akşamlardan biriydi... Güneş batarken gittik, hava karardı. parlak ışıklar yok, masaları mumlar aydınlatıyor. Ortam şahane, herkes kısık sesle konuşuyor.. Fonda fasıl şarkıları çalıyor, bir tarafımızda mis gibi deniz, diğer tarafımızda ormanlar.. Rakılar geldi, hiç baş başa rakı içmemişiz.. Garsonlar çok ilgili, mezeler şahane, balıklarımızı yedik. Karpuz ve kahve ikram ettiler. Biz ayrılmaya yakın arkamızdaki masa doldu. Kaş, tiyatrocular tarafından tatil için baya tercih ediliyormuş. Bir kaç tane dizi oyuncusu gördük :)
devam edeceğim..

1 yorum:

Merope dedi ki...

seni pehlivan gibi hayal edemedim kızım yok, yani :)
ayrıca super anlatıyosun benim de gidesim geldi. denize girmeyi, yüzmeyi sevmesem de.