1 Nisan 2012 Pazar

Doğa İçin Çal 4

Bayılıyorum bu projeye, dördüncüsünün çıkmasını bekliyordum yayınlamışlar :) hiç görmediğim enstrumanlar var videoda. İstanbul'un değişik yerlerini videoda görmek hoşuma gidiyor, Süreyya Operasının önünde çalan biri var mesela, Kadıköy rıhtımda yapılan bir kayıt var. Farklı müzik tarzlarını bu kadar güzel nasıl harmanlıyorlar bilemiyorum, dinleyin siz de beğeneceksiniz eminim :) http://www.youtube.com/watch?v=hJ-icfN0Ag0&feature=share



Bi eleman var babasının kucağında, babası elektro gitar çalıyor (Metin Türkcan) O da küçük elini gitarın perdelerine koymuş. Bayıldım :)

Ağaçlar.net'e üyeyim aslında bi ara bakıyordum forumlarına ama sonradan unuttum nedense. Balkonumdaki çilekler böceklenmişti onun için girmiştim, içindeki bilgilere ve yapılanlara çok şaşırmıştım. Bazı konularla ilgili bilgilendirme toplantıları düzenliyorlar. Bonsai yetiştirme mesela. Tavsiye ederim, bir göz atın. Şu boktan gidişat içinde en azından doğa için bir şeyler yapmaya çalışan insanlar olması belki benim gibi sizi de mutlu eder. http://www.agaclar.net/

29 Mart 2012 Perşembe

so tell the girls that i'm back in town

Ne kadar uzun zaman olmuş yazmayalı. İçimden gelmemiş demek ki. Koca 2011 yılında 5 tane yazı yazmışım, çok şaşırdım. Sanki mutluluk katsayımla doğru orantılıymış yazdıklarım.

Bloggerın yeni düzenine alışmayı bir süre reddederdim kesin :) Değişimci olmak lazım, ilk yazıyla adım atayım dedim. Kişisel bir yazı olacak, antin kuntin bi şey yok bu ara.

İngilizce konuşamıyorum, İngilizcem geriledi diye takmıştım bayadır. Kasım'da kursa başladım, bi görseniz bülbül gibi şakıyorum şimdi. Yok lan Fatih Terim'den halliceyim işte :) Neyse abartmayım da konuşma işi zor hacı. Cumartesi İngiliz, Pazar Amerikalı hoca geliyor. Geceyle gündüz kadar farklı karakterler, çok komik ikisi de. İngiliz tam bir çatlak, çok komik eğlenceli bir adam. Sürekli gülüyoruz derste, son ders mutlaka oyun oynuyoruz. Amerikalı olan da tam bir kıl. Ders aralarında sınıfta kitap okuyor, dersi 1saniye bile kaynatmıyor. Sıkıntıdan bayılıyoruz hepimiz ama kültürlü bir adam, konuşması da İngiliz hocadan daha iyi.  Pazar  ara sınav var, kelimelere baktım biraz. Gramer bilmiyorum ben zaten, öğrenmedim de 5 aydır. Sınavlardan yüksek puan alıyorum diye sınıftakiler biliyorum sanıyor, valla billa bilmiyorum ya içimden geçeni yapıyorum sezgisel yaklaşım tamamen. Passive, tenseler falan hiçbir fikrim yok. Cumartesi gecesi de arkadaşımın doğum günü dışardayım.

Bahar geldi diye çok seviniyorum, hava geç kararıyor, ağaçlar çiçek açtı. Doğa mutlu ol diye mesaj veriyor resmen.

Bloglarında güzel güzel fotoğraflar yayınlayanları kıskanıyorum :) Bokum gibi yazı oldu bu ama olsun ilk adım. Daha sık yazıcam artık.


4 Ekim 2011 Salı

Asmalı Mescit

Uzun bir ara olmuş. En son Nisan'da yazdığımın farkında değildim gerçekten :)

Mayıs'tan bu yana sürekli gezdim hiçbirini yazmamışım ne kötü. Kış geliyor, biraz daha az seyahat etme hayaliyle yanıp tutuşuyorum :) Bu haftasonu İstanbul'dayım. Antin Kuntin bi şey icat etmezsem evde film falan izlemeyi planlıyorum.

Asmalımescitte şöyle ışıklı bi süs var. Benim kadar seven var mı merak ediyorum :) Her geçişimde yanı yöresi dolu olduğu için dibinde oturamamıştım hiç. Geçenlerde bi arkadaşımız geldi, hafta içi taksime gittik. O zaman bomboştu, gittim dibine oturdum ben de :)

Bi de böyle ilginç bir yazı gördüm saatin içinde. Ne anlamı var bir fikrim yok :)

27 Nisan 2011 Çarşamba

Buralardan gidesim var

Otu boku yasaklayan zihniyet yüzünden şu ortamdan da uzak kaldık ya ben bi şey demiyorum. Seçimler geldi yine, kanal açıcam diye yine oy da alacaklar. Nazım Hikmet'in bi şiiri var "Akrep Gibisin Kardeşim" diye, sonu şöyle:

.....
ve bu dünyada bu zulüm
senin sayende
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin.
demeye de dilim varmıyor ama
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

müstahak size yani!

Neyse, içinde bulduğum durum (bireysel olarak) bombok. Çok çalışıyorum, sürekli aynı şeyleri yapıyorum kendimi tekerleğin içinde dönen hamster gibi hissediyorum. Canımı sıkan bir sürü şey var, artık mücadele edecek enerjim yok. Ülkemin durumuna da canım çok sıkılıyor bu ara. Nihat Doğan gibi ülkem canım ülkem diye konuşmalar yapasım var. Adaya mı gideyim dağa mı çıkayım napayım da şu başımdaki adamları görmeyeyim bilmiyorum.

Ankara'ya dönmek istiyorum bu aralar fena halde, tek derdim evdeki akşam yemeğinin bamya olup olmadığını düşünmek olsun istiyorum, annemle banyoyu ıslattığım için kavga etmek istiyorum, annem uykusundan uyanıp yatın artık geç oldu desin kardeşimle beni huzursuz etsin istiyorum.

Her şeyden uzaklaşmak, buralardan kaçıp gitmek istiyorum..

4 Şubat 2011 Cuma

Bağ Pastanesi

Bir doğum günü için Bağ Pastanesi'nden pasta söylemiştik, şu güzelliğe bakar mısınız? :))

1 Şubat 2011 Salı

Fleur de Lys Saat


Bugün Trendyol'da Fleur De Lys saatleri vardı. Daha önce duymamıştım bu markayı. Saatlere resmen bayıldım:) Beğendiğim çok fazla model oldu ama içinde notalar olduğu için bu modeli seçtim :)

27 Ocak 2011 Perşembe

Hayat Yeşil Umut Mavi


Koroda çok sevdiğim bir kardeşim var, Emrah. Ablasının bir hastalığı olduğunu biliyordum ama detayını bilmiyordum.

Ablasının adı Evgin Atalay. Hastalığın ismi "Friedreich Ataxia"ymış. Maalesef tedavisi olmayan bir hastalıkmış. Bu hastalığa lise çağlarında yakalanmış ve tedavisi yüzünden okulu bırakmak zorunda kalmış. Ama eğitimine dışarıdan devam etmiş ve üniversiteyi bitirmiş. Evgin edebiyatla hayata tutunmaya çalışıyor. Bir kitap yazmış, "Hayat Yeşil Umut Mavi"

2 Şubat 2011 Çarşamba akşamı Barış Manço Kültür Merkezi'nde kitap tanıtım gecesi yapılacak. Koro olarak elimizden ne gelirse yapmaya çalışıyoruz. Gecede korodan arkadaşlarımız, müzisyen tanıdıkları da sahne alacak. Ayrıca Kas-Der başkanı Prof. Dr. Coşkun Özdemir, yazar Sennur Sezer ve koromuzun yetiştirdiği sanatçılardan biri Özgür Akdemir de gecede olacak. Kokteyl için de korodan bir kaç arkadaş bir şeyler yapmak için çabalıyoruz :)

Ben de orada olacağım tabi ki :) Biletler 5 TL. Bence gelin, Evgin'le tanışın. Müzik ve edebiyatla dolu güzel bir gece geçirin, Evgin'in kitabından alın. Hayata dört elle sarılmak nasıl oluyormuş gözlerinizle görün. Eminim oradan ayrılırken dert ettiğiniz şeylerin büyük bir kısmı artık size önemsiz görünecek.