23 Temmuz 2009 Perşembe
Host ve Hosteslik (Otobüs)
Gülücem gülemiyorum. bu da bir meslek nihayetinde ama 2 yıl boyunca ne öğretiyorlar ki? Özel olarak otobüs için kurulmuş bir bölüm bir de. Sınavlarda ne soruyorlar mesela? Çok fena geyik döner bunun üstüne ama yapmayalım, çok ayıp.
22 Temmuz 2009 Çarşamba
Kıskandım!
19 Temmuz 2009 Pazar
Çantamda neler var?
Çocukluk fotoğrafları
Kaş-2.bölüm
Neyse, Patara'ya gittik. Israrla müze kart almadığımız için üzüldük ama hala almıyoruz :) Tarihi eserlerin arasından geçen bir yolla kumsala ulaşılıyor. Göz alabildiğine kum her yer, upuzun bir kumsal. Ama deniz felaket bulanık, her yerde yosun var ve dalgalı.
Buradan Ölüdeniz'e gittik. Ben unutmuşum tatil yerlerindeki kalabalıkları, anam kaynıyor her yer. Ölüdeniz çok güzelmiş, gerçekten çok beğendim. Deniz şahane, etrafı çok güzel, tepede yamaç paraşütü yapanlar var. Plaj işletmecisi kekolarımız burada da bizimle. Burada maalesef paylaşabileceğim fotoğraflar çekmemişiz. Fethiye'ye de gittik, o kadar büyük bir yerleşim merkezi beklemiyordum, şaşırdım. Burada ve başka küçük beldelerde gördüğümüz Türk Hava Kurumu irtibat bürosunun fotoğrafını çektik. Burada ne iş yapıldığını bilemiyoruz :)
Perşembe günü denizde zaman geçirdik. Kaşım restorant diye bi yere gittik, çok beğenilmedi. Bence gitmeyin :)
Cuma tekne turuna gittik. Tur satıcıları da emlakçılar gibi, ne dese yalan çıkıyor. Tur şirketinde teknenin altı camlı demişti bize turu satan zıpır Fahri :) (Hepsinin öyle olduğuna eminim, mesleğin temel şarı bu herhalde. Ama çok ilgili ve sıcak insanlar. Tur rehberimiz de çok iyiydi. Giderseniz bir sürü tur şirketi içinden onları seçebilirsiniz. Xanthos ismi. )Ben de teknenin ortasında bir cam var oradan bakılıyor sanmıştım. Teknenin iki yanında toplam 4 tane kare cam var üstü de kapakla kapatılmış :) Zaten teknenin altına bakmaya pek gerek yoktu denizin dibi görünüyordu. Kaleköy(Simena), Tersane, Batık şehir, korsan mağarası gibi hem tarihi yerleri hem doğal güzellikleri içeren bir gezi oldu. Simena'da mola verdik.
Akşam 7 gibi Kaş'taydık. Yine Çınarlar'da yedik yemek, eğer giderseniz burayı da kesinlikle tavsiye edebilirim. Taş fırın'da pizza :)
Cumartesi maalesef son günümüzdü, akşam son bir defa rakı içelim dedik. Smiley's restorant diye limanın sonunda bir yere gittik. Kaş'taki esnaf istisnasız güler yüzlü ve ilgili. Burada da aynı şey oldu. Ben tava balığı isterim diye tutturdum, Kaya Sokar'ı diye bir balık getirdiler, şahaneydi. Sonradan sözlükten öğrendim ki Kaş'ın meşhur balığıymış, kayalıklarda yaşarmış, yosunla beslenirmiş. Tutarken dikenleri batınca yakıyormuş o yüzden ismi sokarmış.
Kaş'ın suyundan içen buradan kopamaz dediler, biz de gittik çeşmesinden su içtik. İnşallah yine gidebiliriz :) Otele dönerken her gün önünden geçtiğimiz seramik galerisine girdik, daha önce girmediğimiz için çok üzüldüm. Hem de o gün gündüz ufak bir eğitim varmış. Herkes kendi kupasını yapıyormuş seramikten. İçeride tabaklar, fincanlar, vazolar bir sürü güzel el yapımı şey vardı. Sanaçtının adı Sibel Düzel, sitede ürünleri var.
Pazar sabahı erkenden yola çıktık. Giderken kaymaklı lokum yediğimiz için dönüşte Cumhuriyet sucuklarından sucuk aldık.
Gitmeden önce herkes Kaş'ta sıkılırsınız bir hafta demişti ama bir haftamız daha olsa yine de sıkılmazdık.. Gitmeyi düşünenlere, tatil anlayışı yeni yerler görmek, yüzmek, içmek olanlara tavsiye edebilirim. Ama gidecek bir tane bile gece klübü yok. Canlı müzik yapan rock barımsı yerler var. tatil anlayışı sabah kadar içip, akşamüstüne kadar uyumak olanlar gerçekten sıkılabilir. Bir de arabayla gitme imkanı varsa, arabayla gitmek gerçekten iyi olur. Arabamız olmasaydı biz de bu kadar yer göremezdik.
Sonuç olarak çok güzel bir tatildi, yine olsa da gitsek keşke :)
Unutmuştum, hatırlattı. harita ile ilgili gerçeği açıklamalıyım bebeyim. Tatil boyunca haritayı kullandık, nereye gidersek gidelim ben arabaya bindim onu açtım, oradan baktım. Ama asıl olarak Kaş'a giderken ve Kaş'tan dönerken işimize yaradı. Kendisi planlı programlı bir insan olduğu için, tatilden önce oturmuş alternatif yollar içinden en uygun olanını seçmiş. Harita da sayfa sayfa. Yani Eskişehir Kaş arasında Afyon Isparta falan geçiliyor. Toplam 3-4 farklı sayfaya bakıyorsun. Biz hep mavi yoldan gidiyoruz. Sürekli ben de o anayolmuş gibi mavi yol, mavi yol diyorum. Haritanın açıklamalarına bakıyorum, mavi yolla ilgili bi açıklama yok. Hani bu güzergah için ana yol buysa dedim bi ara içimden, o yüzden işaretlenmiştir. Ama başka sayfalardaki yollar sarı ve yeşil, hiç başka mavi yok.
Tatil bitti dönüyoruz, ben yine mavi yol dedim. Artık dayanamadım bu niye mavi ya açıklama falan da yok dedim. "ONU YOLA ÇIKMADAN ÖNCE BEN ÇİZDİM KEÇELİ KALEMLE" dedi. Aydede'nin gerçek isminin ay olduğunu öğrendiğimde bile bu kadar üzülmemiştim herhalde :) Hiç aklıma gelmedi böyle bi şey :))))
İşte meşhur harita, işte o mavi yol :)
18 Temmuz 2009 Cumartesi
Kaş-1.bölüm
Pazar akşamı ilk defa dolaşmaya çıktık. Kaş küçücük şirin bir yer, bayıldım ben. O akşam yanık dondurma diye enteresan bi dondurma yedik. Kazandibinin yanmış yeri tadındaydı. Bu ilginç dondurmayı büfe tarzı minicik bi dolabı olan bi yerden bulmamız da çok enteresandı.
Hazır yolu yarılamışken Kalkan'a gidelim dedik. Kalkan da güzel bir yer, Kaş'tan da küçük. Orada da denize girdik, burası halk plajı. Başka da denize girilecek bir yer göremedik. Aynı çakıllı durum burada da vardı. Deniz çok güzel ama yine, berrak ve buz gibi.
16 Temmuz 2009 Perşembe
Kaş Yolculuğu
Cumartesi sabahı 7 treniyle Eskişehir'e gittim, yol hemen de bitiverdi :) İndim garda bekleyenim var, arabaya bindik, yola çıkmaya hazırız. Önceden sözü vardı ama ben şaka sanıyordum gerçekmiş. Kocaman bi kapta buz gibi, kıpkırmızı karpuzlar vardı. Hemen yuttum bi kısmını :)) Araba hareket halindeyken karpuz yiyen ve sevgilisine yediren ilk insan olarak tarihe geçtim :)

Neyse, yola çıktık. Navigasyon programı yüklemiş telefona abla anlatıyo, sağa dön sola dön diye onu dinleye dinleye gidiyoruz derkeeeen telefonun şarjı bitti :) Arabaya takılan şarj aletini evde unutmuş. Ben yapsam hadi neyse, olmadı, yakışmadı. Bu sefer güldürmedi.. (çok seviyorum bunu ya :) )
Afyon'da mola verdik. Kaymaklı lokum kavramını bilmiyormuş, bi insan bunu bilmeden nasıl yaşar ya! AKW sayılır bu da büyük ihtimalle, listede yer alan tüm AKW'leri tahtından ederek bir numaraya yerleşti diye düşünüyorum. Yola çıkarken de zaten Varan'da durup lokum yeme hayaliyle yanıp tutuşuyordum. Boşuna o kadar söylemediğim anlaşıldı.
Ben çok eğlendim yolda, araba kullanmadığım için. Çok sıcak da gelmedi, yolu büyük kısmında deli gibi yağmur yağdı zaten. Ve yolculuğun en şahane kısmı kaplumbağaya geliyoruz :)
Şehirlerarası yola çıkarken hep kaplumbağa, sincap, tarla faresi gibi şeyler göreceğim aklıma geliyor. Çok seviniyorum. Bu yolculukta da inşallah kaplumbağa görürüz diyordum. Birden durdurdu arabayı, bi baktım kocaman bi tane karşıya geçmeye çalışıyor. Aldı karşıya geçirdi, ben hemen salatalık kabuğu yiyolar diye salatalık verelim dedim. Yemedi nankör, ne kadar çabaladığımı görüyorsunuz. Bizden korku herhalde, kafayı gömdü içeri. Biz gidince de tırıs tırıs gitti, nereye gidiyorsa. Dağ taş hep aynı.
Yolun sonuna doğru artık bir-iki saat kalmışken bir yol ayrımına geldik. Haritadan bakıyoruz (haritayla ilgili tatil sonunda öğrendiğim bir gerçeği dönüş yolculuğuna yazıcam, hala hatırlayıp gülüyorum :) ) iki seçenek var ikisi de km olarak aynı gibi duruyor. Birinde manzaralı yol diyor, diğeri normal insan yolu. İnsan olan ondan gider yani. Biz tabii ki diğerini seçtik pikaçu.
Aboovvv nasıl viraj nasıl viraj, yemin ederim midem bulandı. Aha aynen böyle, bi taraf uçurum ama. Sonradan öğrendik ki diğer yol da virajlıymış zaten.
Kaş resmen dağların arkasına saklanmış. Kaş'a gelene kadar en ufak bir yerden deniz görünmüyor. Bi anda da bi anda (bkz:sinoplu teyze) hoop bir dağın tepesinden Kaş'ı görüyorsun. Şahane bir manzara. Bu kadar yol teptik ama değecek herhalde diyor insan.