2 Şubat 2009 Pazartesi

kuafördeki çılgın koltuk

Kuaförde beklemekten gerçekten nefret ediyorum. Saçımda boya, gölge falan yok. Kestirmeye ve fön çektirmeye giderim. Uzun uzun kezban saçlarımı çok sevdiğim için çok sık da kestirmiyorum. Önceden gider söylerim ben yarın gelicem, saçlarımı kestiricem diye, gittiğimde sıra varsa ertelerim. Kuafordeki bekleme koltuklarında birden fazla kişi varsa ben hemen kaçarım. O derece kılım kuaförde bekleme olayına.

Eskişehirdeyim, bi fön çektireyim de kezbanlığım iyice ortaya çıksın dedim. Şaka lan, lepiska saçlarıma kezban der miyim hiç. Gittim kuaför kımıl kımıl, bekleme koltukları, saç yıkanan koltuklar falan hepsi dolu. Girer girmez "ne olacaktı?" diye sorulur ya kuaförde, hemen bir çırak gördü beni, soruyu yapıştırdı. (Erkek berberlerinde de bu şekilde mi soruluyor bilmiyorum. "Ne olacaktı?" ne demek ya!! Sanki olmamış istediğim şey, ben de kuaföre girmiyormuşum da kuaförden çıkıyormuşum gibi. "Tüh size de bi şey yapamadık, ne olacaktı acaba?" diyormuş adam bana) Neyse, "fön ama kalabalık galiba sonra gelirim" diye hemen kaçıyordum ki, "5-10dk beklersiniz, bekleyenlerin işi çok uzun değil" dedi kuaförün sahibi olduğunu düşündüğüm kişi. Bu arada emlakçılardan sonra lafına inanılmayacak ikinci meslek grubu da bu kadın kuaförleridir. Özellikle iş bitme süresi konusunda söyledikleri zamanı en az 3-4'le falan çarpmak lazım. Bi saate çıkarsın mı dedi sana, kafadan 3 saat demektir o.

Hadi dedim bekliyim, içimden de yalanını yerim senin diyorum ama oturmuş bulunduk. Zaten moralim bozuk saçım da papaz gibi olursa bugün hiç yüzüm gülmez. 15-20dk bekledim. Bu sırada kadınları inceliyorum. O kalabalıkta saçını boyatan, kestiren... Aman Allahım.. Öyle kalabalık günlerde bu işler yapılmazmış gibi sanki, ben o kalabalıkta asla saçımı kestirmem mesela, ya konsantrasyonu bozulur da yamuk keserse Allahım yarebbim sen koru..

Benim mahsun duruşuma, bükük boynuma daha fazla dayanamadılar sizi alalım dediler. Yuppii. Saçların yıkandığı lavabo gibi şey var ya, koltuğa oturuyorsun hani. Tam otururken koltuk böyle sallanıyormuş gibi geldi bana, dedim herhalde tam sabitlemediler oturunca düzelir. Oturdum koltuğa hala bi kıpraşma var. Lan koltuk masaj yapıyor :) Benden önce koltuğa oturan kadınların yüzünde herhangi bir şaşkınlık falan da yoktu. Demek ki bu alışılmış bir olay diyorum içimden. Kahkaha da atamıyorum. Baştan acelesi olan, mutsuz kadın imajı çizdim deli cevat
kahkahalarıyla imajımı yerle bir edemem bir koltuk yüzünden :)

Böyle zivi zivi ziviiiiii diye götümden götümden kıpraşımlar geliyo yarabbim ölücem :) Sonra sırtıma geçiyor orada dızzttt yapıyor sonra belime, sonra bacaklarıma sonra da böyle töbe yarabbim aşağıdan aşağıdan ama yani hiçbir nazik tarafı yok. Resmen elektrik çarpması gibi bi şey. O kalabalıkta beni böyle bi şeyin rahatlatması mümkün değil.

Girişi çok uzattım esas olarak söylemek istediğim şey, masaja da en az kuaförde beklemek kadar kıl olduğumdur beybi. Geldi ikisi birden beni buldu bir pazar günü, benim de bu olayı buraya yazmam icap etti :)

1 yorum:

How i miss my name... dedi ki...

kızım o koltuga ben de rastladım bigun :)
bide ben löngür löngürüm ya jöle gibi oldum koltugun üstünde heheheh :)