1 Aralık 2009 Salı

Hazırlık sınıfı çilesi :)

İlkokuldan sonra "Anadolu Lisesi"ni kazanmış insanlar bu yazıda gerçekten kendini bulacak eminim.

Bizim zamanımızda (ulan bizim zamanımızda diye başlayan cümle kuracak kadar büyüdük. Bizim zamanımız geride kaldı yani gerçekten. 90'lı insan var ulan! 90'lı insan olur mu ya??? Bütün doğum tarihleri en kötü ihtimalle 198.'le başlar!) ilkokuldan sonra anadolu lisesi sınavına giriliyordu. Sonradan sistem milyon kere değişti. Şu anda son durumunu bilemiyorum. Ama iyiydi bizim zamanımızda. İngilizce'yi o yaşta öğrenmenin çok faydası olduğunu düşünüyorum. Her şey için geçerli bu hatta.

Amaaaa bacak kadar boyunla 18'lik liseli abilerin ablaların okuluna başlayınca da "Hazırlık bebesi" diye çağırılmaktan kurtulamıyorsun. Serviste bi Batu abi vardı, 2 metre boyunda. Genelde onun yanı boş olurdu. O koltuğa sığmazdı, ben de oturunca ayaklarım yere değmezdi :) Bi de ilkokuldan alışkanlık, servise binince sırt çantasıyla otururduk. Çantayı çıkarmazdık, onlar çantayı yıllar önce bırakıp elde bi iki defterle derse geldikleri için sürekli bizimle dalga geçerlerdi.
Gelelim İngilizce öğrenme çilesine. Ulan daha 3 ay önce parmağını kaldırıp izin alarak çişe gidiyordun şimdi senden hiç bilmediğin bi dilde söylenen şeyleri anlaman bekleniyor. Bu ne yaman çelişki! Bu kadar ağır bi yük bacak kadar çocuğa bindirilir mi?


Hazırlıkta acayip sert bi İngilizce hocamız vardı. Okula gelmek istemeyenler, bunalıma girenler falan olmuştu. Derste Türkçe konuşmak yasaktı, her boku İngilizce söyleyeceksin. Hoca da hep İngilizce konuşurdu. Ödevi mesela ingilizce verirdi, ben de anlamadım diye serviste ağlardım. Allahtan serviste bi iki tane sınıf arkadaşım vardı da artık herkes anladığı yerleri söylerdi. Birleştirirdik öyle ödevi bulurduk.

En komiği bu bence, hatta yazıyı yazma sebebim. Servis geç kalırdı bazen, bizim okul uzaktı baya. Eğer servisin geç kaldıysa kapıyı çalmadan önce montunu çıkaracaksın, montu eline alacaksın. Kapıyı çalınca da

"I'm sorry, I'm late. I miss the bus" diyeceksin. Bu ne yaaaa :))))

Past tense falan bilmiyoruz tabi, ne söylersek geniş zaman kullanarak söyleyebiliyoruz hazırlığın başlarında.

"Ben geç kalırım, servisi kaçırırım" Bu benim yaşam biçimim bebeğim! :)

30 Kasım 2009 Pazartesi

Anneye bilgisayar öğretmek :)

Çok zevkli bi şey ya, ne kadar mutlu oluyor nasıl her şeye şaşırıyor anlatamam :) Kadın radyoyu yukarı koyan, televizyona dantel örten bir nesilden geliyor. Elektronik her şeyden ölesiye korkmuşlar bozarız diye, hep uzaktan bakmışlar. Uzun zamandır ben bilgisayarı alıp yanlarına gidince hadi elbiselere bakalım hadi yemek tariflerine bakalım diye bi şeyler aratıyordu bana.

Bayramda bi sabah aldım bilgisayarı hadi bugün öğrenmeye başlıyosun dedim. Defterimi alayım da yazayım unuturum dedi. Bu arada annem cin gibi bi kadındır gerçekten, hayatta yapamayacağı bi şey yoktur. Ben onun için hep öyle düşünürüm, burada genelde geyik şeylerden bahsediyorum ama gerçekten çok zor bi hayatı oldu ve çoğu kadının/erkeğin pes edip bırakacağı zamanlarda dimdik durmayı başardı. O yüzden bilgisayardan korkmasını falan hiç anlamıyorum ben.

Bilgisayarın kapağını açtık, düğmesine bastık ışıklar yandı (hepsini tekrar ediyor ben anlatırken) sonra masaüstünü gördük. Kızçe'yi gördük diyor :) Kardeşimin bilgisayarı, masaüstünde bi kız fotoğrafı var anasayfada. "Biraz bekleyelim ki bilgisayar açılsın, mouse'un yanındaki işaret gitsin" diye anlattım. "Anne sen istesen de bi şeyi bozamazsın bu bilgisayarda hiç korkma" dedim korkuyor çünkü bi şeye basarım da bozarım diye. Mouse olayına hemen alıştı :) Korkarak kullanıyor ama becerdi yani.

Önce google'ı göstereyim, oraya istediğini yazar bulur diye düşündüm. Ben tıkır tıkır bi şeyler yapınca kafası karşıyor hemen. "anne bak site açılmazsa f5'e basacaksın, yanlış bi yere girersen şurdan kapatacaksın..." diyince "aaaaa çok basılacak şey varmış ama hepsine birden basamam ben" dedi :)))

Firefox kullanıyoruz.

- "Dünya mı o dedi?"

- "Evet "dedim. "Dünya, çevresine tilki sarılmış.

- "Aaaa tilki sarılmış kaybana" dedi Tepkiye bak yaa, üç gündür buna gülüyorum :) Resmen kızdı tilkiye. Tilki sevilmez ya pek, kümesteki tavukları öldürüyor diye. Bi de genelde hakaret gibi kullanılır ya. Ordan bi antipati duyuyor herhalde :)

28 Kasım 2009 Cumartesi

Duş öncesi anne gerginliği

Kahvaltıya misafirimiz gelecek. Erkenden kalkalım duşumuzu alalım, annemize yardım edelim dedik. Ben kalktım önce duşa girdim, annemde hissettim o tedirginliği. Banyo ıslak oldu mu kadına bi şeyler oluyo. Duştan sonra istiyo ki fayansları falan kurulayalım. Töbe töbe :) Neyse ben fazla ıslatmıyorum etrafı. Kardeşim daha becerikli bu konuda. O çıkınca her yer buhar oluyor. Ben duş aldım çıktım, kardeşim uyandı.

- Niye kalktın oğlum dedi annem.
- Duş alıcam dedi kardeşim :) O an annemin surat ifadesini görmeniz lazımdı.

"Eyvah banyom ıslanacak!"

Bi şey de demiyo ama ben biliyorum onu, öldü öldü dirildi. Misafir gelecek ya bi de, ya banyosu ıslak olursa. Ya gelen misafir duş almak isterse (annemin nedense misafirlerin duşakabine dalacaklarına dair bi hayali var yıllardır), ya duşakabin neden ıslak derse, ya banyonun fayansları buhar olmuş bu ne hal size hiç yakışıyor mu derse :)

Misafir de halamlar ha, en fazla yerler ıslak terlik giyin dersin. Gideyim de biraz eğleneyim kendisiyle. Muhteşem bi kahvaltı hazırladı, fotoğrafını çekicem bloga koyucam dedim. İtiraz etti, olmazmış öyle!

27 Kasım 2009 Cuma

Espas hatası

Buna da takıyorum a dostlar. Ben nası bi manyağım di mi? İşim gereği bir sürü firmanın psikometrik testini uyguluyorum. İstisnasız hepsinde düzen, ayrıntılı düşünme özelliğim düşük çıkıyor. Testteki en göze çarpan özellik oluyor hatta. Seyahatten geliyim bi iki hafta o valiz öyle durabilir hiç rahatsız olmam. Örnekleri çoğaltabilirim ama gerek yok yani bundan anlaşılmış olması lazım. Hatta geçen hafta sonu yine bir test eğitimi aldım. Hoca benim profilimi yorumlarken sorumluluk, düzen, özdisiplin yerlerde senden bi bok olmaza bağladı sonucu :)) Ama yazım konusunda bu düzen, tertip, kural takıntısı nereden geldi musallat oldu bana bilemiyorum.

Cümle bitince nokta koyarsın ve bir karakter boşluk bırakırsın. Bütün noktalama işaretleri için geçerli bu. Noktalama işareti sonra bir boşluk.

Nedir bu kadar zor olan kuzum? Delirtmeyin beni lütfen!

20 Kasım 2009 Cuma

Olmak ya da Olmamak!

Nefret ettim olmak kelimesinden yemin ederim. Bi tek bana mı denk geliyor yoksa iş dünyasında yeni trend bütün fiillerin sonuna olmak eklemek mi? :) İngilizcedeki "will be doing" 'in çevirisi galiba bu.

Dün bi eğitime gittim. Uluslarlarası bir firmanın verdiği hizmetleri anlattığı bir eğitim. Şiştim yemin ederim, her cümlenin sonunda olacağım, olacağız olur mu ya?

- Birazdan sizlere sistemi anlatıyor olacağım. Sunumdan sonra sorularınızı cevaplıyor olacağım. Programdan sonra kahve arası veriyor olacağız.

Olamaz olasıca!

12 Kasım 2009 Perşembe

Bir Kadın ve ZARA Efsanesi

Sevgili hanım arkadaşlar,

Zara'da bir çizme beğendim. Baya tantanalı oldu alınma aşaması. Ama ben anlatmıycam, bir erkeğin gözünden okuyun lütfen buyrun :) Öldüm gülmekten :)

Bir Kadın ve Bir ZARA Efsanesi - Ultima Forsan

Bilinçaltımdaki ponponlar

O kadar komik rüyalar görüyorum ki nasıl bi bilinçaltım var nası bi hayal dünyam var anlamak mümkün değil. Geçenlerde gri bi hırka aldım, çok sevdim üstümden çıkarmadım bi hafta. Kapşonunun ordan iki ip sarkıyor ucunda da ponpon var iki tane. Bu bilgiyi bi kenarda tutalım :)



Sevgilimi de doğru düzgün göremiyorum bu bilgiyi de bi kenarda tutalım. Eskiden rüyamda arabasıyla başka kızlar gezdirirken görmüşlüğüm de var.

Dün gece bi rüya gördüm şahane :) Ben bi yerde onu bekliyorum ağaçlık falan güzel bi yer o da arkadaşlarıyla geliyor kızlı erkekli. Üstüne siyah bir hırka giymiş. Hırkanın da aynı benim hırkam gibi ponponları var, ponponlu erkek hırkası hahahahahah :)) Yanında bi kızla geliyo bizimki, kız da bunun hırkasının iplerinden birini tutmuş güle oynaya geliyo. Ponponla oynuyo bi taraftan.

Ben bi azarlıyorum sevgilimi, vay elin kızı nasıl senin ponponunla oynar diye hahahahahah :)))) Sabahtan beri gülüyoruz. Bu nası bi rüya yaaa :))