Bizim zamanımızda (ulan bizim zamanımızda diye başlayan cümle kuracak kadar büyüdük. Bizim zamanımız geride kaldı yani gerçekten. 90'lı insan var ulan! 90'lı insan olur mu ya??? Bütün doğum tarihleri en kötü ihtimalle 198.'le başlar!) ilkokuldan sonra anadolu lisesi sınavına giriliyordu. Sonradan sistem milyon kere değişti. Şu anda son durumunu bilemiyorum. Ama iyiydi bizim zamanımızda. İngilizce'yi o yaşta öğrenmenin çok faydası olduğunu düşünüyorum. Her şey için geçerli bu hatta.
Amaaaa bacak kadar boyunla 18'lik liseli abilerin ablaların okuluna başlayınca da "Hazırlık bebesi" diye çağırılmaktan kurtulamıyorsun. Serviste bi Batu abi vardı, 2 metre boyunda. Genelde onun yanı boş olurdu. O koltuğa sığmazdı, ben de oturunca ayaklarım yere değmezdi :) Bi de ilkokuldan alışkanlık, servise binince sırt çantasıyla otururduk. Çantayı çıkarmazdık, onlar çantayı yıllar önce bırakıp elde bi iki defterle derse geldikleri için sürekli bizimle dalga geçerlerdi.
Gelelim İngilizce öğrenme çilesine. Ulan daha 3 ay önce parmağını kaldırıp izin alarak çişe gidiyordun şimdi senden hiç bilmediğin bi dilde söylenen şeyleri anlaman bekleniyor. Bu ne yaman çelişki! Bu kadar ağır bi yük bacak kadar çocuğa bindirilir mi?
Amaaaa bacak kadar boyunla 18'lik liseli abilerin ablaların okuluna başlayınca da "Hazırlık bebesi" diye çağırılmaktan kurtulamıyorsun. Serviste bi Batu abi vardı, 2 metre boyunda. Genelde onun yanı boş olurdu. O koltuğa sığmazdı, ben de oturunca ayaklarım yere değmezdi :) Bi de ilkokuldan alışkanlık, servise binince sırt çantasıyla otururduk. Çantayı çıkarmazdık, onlar çantayı yıllar önce bırakıp elde bi iki defterle derse geldikleri için sürekli bizimle dalga geçerlerdi.
Gelelim İngilizce öğrenme çilesine. Ulan daha 3 ay önce parmağını kaldırıp izin alarak çişe gidiyordun şimdi senden hiç bilmediğin bi dilde söylenen şeyleri anlaman bekleniyor. Bu ne yaman çelişki! Bu kadar ağır bi yük bacak kadar çocuğa bindirilir mi?

Hazırlıkta acayip sert bi İngilizce hocamız vardı. Okula gelmek istemeyenler, bunalıma girenler falan olmuştu. Derste Türkçe konuşmak yasaktı, her boku İngilizce söyleyeceksin. Hoca da hep İngilizce konuşurdu. Ödevi mesela ingilizce verirdi, ben de anlamadım diye serviste ağlardım. Allahtan serviste bi iki tane sınıf arkadaşım vardı da artık herkes anladığı yerleri söylerdi. Birleştirirdik öyle ödevi bulurduk.
En komiği bu bence, hatta yazıyı yazma sebebim. Servis geç kalırdı bazen, bizim okul uzaktı baya. Eğer servisin geç kaldıysa kapıyı çalmadan önce montunu çıkaracaksın, montu eline alacaksın. Kapıyı çalınca da
"I'm sorry, I'm late. I miss the bus" diyeceksin. Bu ne yaaaa :))))
Past tense falan bilmiyoruz tabi, ne söylersek geniş zaman kullanarak söyleyebiliyoruz hazırlığın başlarında.
"Ben geç kalırım, servisi kaçırırım" Bu benim yaşam biçimim bebeğim! :)

